top of page

Ortaçağ-Rönesans-Reformasyon ilişkisi nedir? kısaca değerlendirme



Genel olarak varsayılan şekliyle Rönesans, Ortaçağ'dan ve karanlıktan kopuşu ve öze dönmeyi temsil eder. Bu kısmen doğru olmak ile beraber kısmen de yanlıştır.


Ortaçağ, Tarihçilerin deyimiyle “Karanlık Çağ” olarak görülür. Rönesans ise bu Karanlık Çağ’dan bir kopuşu temsil eder. Ancak Rönesans dönemi, tam olarak bu Karanlık Çağ’da, yani geç dönem Ortaçağ’da gerçekleşmiştir. Bu yüzden bu iki dönem arasına net bir duvar örmek mantıklı olmaz. Geç dönem Ortaçağ kültürü ve erken dönem Rönesans kültürü aynı anda yaşamını sürdürmüştür.




Ortaçağ’daki skolastik felsefe, şövalye ve Gotik kültürü, Rönesans boyunca da değişerek devam etti. Bu bağlamda bakacak olursak, Rönesans’ı Ortaçağ’dan tamamen koparmak yerine, Reform dönemine bir geçiş evresi olarak düşünebiliriz. Ki günümüz ortaçağ araştırmacıları, Rönesans’ı Bruckhardt ve çağdaşlarının söylediği üzere, tekil bir olay olarak değil çoğul bir olarak görmüş ve buna da çeşitli Rönesanslar (özellikle Charlemange) Rönesansından bahsetmişlerdir.


Rönesans ve Reform’u modern dönemin ilk durağı olarak gören akademisyenler olmasına karşın, bu iki olayı birbirinin zıttı gören tarihçiler de mevcuttur. Reform’a verdiğimiz anlam, onu Rönesans çerçevesinde nasıl değerlendirmemiz gerektiğine de yardımcı olacaktır. Bu konuda Nietzsche, Avrupa’nın Hristiyanlık dışına çıkarak dünyevileşmeye başladığı durumu Rönesans’ın sağladığını söylemişitir. Buna ek olarak da Reform döneminde Luther’in kiliseyi yeniden inşaa ederek Avrupa’yı bu özgürlükçü ortamdan uzaklaştırdığını söylemektedir.[1] Belki de iki önemli olayın temsilcileri olan Protestanlık ve Hümanizm çatışmasını, bu bağlamda değerlendirmek daha doğru olacaktır.






Kaynakça


Peter Burke, Avrupada Rönesans Merkezler ve Çeperler, Literatür Yay. Çev. Uygar Abacı, İstanbul, 2016. s.-19-20

Peter Burke, Rönesans, çev. Özkan Akpınar. Babil. yay. İstanbul, 2000 s.12

11 görüntüleme0 yorum

Комментарии


bottom of page